26 12 2010

TÜRK VE SAZ MUSİKİSİ BESTE FORMLARI

Türk Mûsikîsi'nde Formlar

Edebiyatta gazel, destan, şiir gibi birçok biçimler olduğu gibi, mûsıkîde de pekçok biçimler vardır. Makam sistemirıe dayali Türk Mûsıkîsinde aynı makamdan bestelenmiş pek çok eser bulunur. Ne var ki. bu eserler çok az benzerlik arzetseler de, her biri ayrı ifade tarzına sahiptirler.
Makamların yapılarını öğrenirken bir dizileri olduğunu ve bu dizide dolaşılarak (seyir) seslendirildiğini biliyoruz. Seyir yoluyla canlandırılan m.akam dizileri melodik yapı ya geçtiğinde ayrıca bazı kurallar çerçevesinde, başka makamlara geçki yoluyla ve sözlü, sözsüz bestelenmeleri itibariyle yeni hüviyetler kazanırlar.
Aynı makamdan değişik bestelenmiş eserler dinleriz. Ancak her eserin kendine özgü bir uslûbu vardır. Bazıları uzun, bazıları kısa, bazıları ise usûl-ritm yönünden farklılıklar arzederler. Farklara ait örnekleri çoğaltabiliriz. Hemen dikkat edilmesi gereken husus lardan biri, eserlerin yalnız saz veya insan sesine göre (sözlü) yazılıp yazılmadığıdır.
Şu halde genel olarak, dinlediğimiz birbirinden farklı eserleri. iki ana grupta toplayabiliiz:
1- Yalnız sazlar için yazılmış eserler.
2- Güftesi olan, insan seslerinin okuyabileceği eserler.
Yalnız sazların icra etmesi için yazılmış olan saz eserleri, Türk Mûsıkîsi içerisinde önemli bir yer işgal eder. Saz eserlerini yedi ayrı bölümde eleyeceğiz:
1- Peşrev
 2- Saz Semâîsi
3- Tasvir
4- Medhal
5- Taksim
6- Aranağme
7- Oyun Havası
Sözlü yada güfteli eserler dînî ve dindışı olmak üzere iki ana grupta toplanırlar.Genel olarak ise bu sözlü eserler dört grupta toplanırlar.
1- Kâr
2- Beste
3- Semâî
4- Şarkı
PEŞREV
 Saz eserlerinde en büyük  form Peşrev'dir. Türk Mûsıkîsinde Fasıl adı verilen takım da ilk olarak daima Peşrev icra edilir. Klâsik Fasıl; Peşrev, Beste, Ağır Semai, Şarkı, Yürük Semai ve Saz Semaisi olarak sıralanır.
Peşrevler, Hane adı verilen bölümlerden yapılmışlardır. Çoğu zaman dört haneden meydana gelir. Her hanenin sonunda Teslim adı verilen bir bölüm bulunur. Peşrevler büyük usûllerle yapılmışlardır.
Eski, bazı peşrevlerin üç haneli olduğu göriilmüştür. Ancak bu tür peşrevler tutul mamış ve terk edilmiştir.
 Ayrıca teslimi olmayan peşrevlere de  rastlanılmıştır. Teslimi bulunmayan peşrev lerin ilk haneleri teslim yerine çalinmış olup; bu tüir de, üç haneli peşrevler gibi ilgi toplamamıştır.
Bilhassa günümüzde rastlanılan bir icra tarzı vardır.. Peşrevler dört haneli ve usûl lerinin büyük olmaları nedeniyle oldukça uzundurlar. Bu nedenle birinci hane çalınır, buna teslim eklenerek giriş tamamlanır. Sonra programa geçilir.
Dört hane ve teslimleri tamam olarak çalınan peşrevler genellikle müstakil çalınan saz eserlerinde, konserlerde olur. Belirli süresi olan bir fasıl, bir koro veya bir solistin programından önce dört haneli peşrevler çalınmaz. Bir hane-bir teslimden sonra ikinci  esere geçilir.
Bir hanenin sonunda teslime geçilecek yerde "Güçlü" bulunur. Teslim ise makamın bitişi olduğundan "Durak" perdesi ile son bulur.
Şu halde peşrevlerde dikkat edilmesi gereken kısımları üç bölümde inceleyebiliriz:
a) Peşrevlerde hane :
 Peşrevler dört haneli olarak yapılır.
Birinci hane makama giriştir. Makam dizisinin seslerinde dolaşıldıktan  sonra teslim   hanesine geçilir. Teslim hanesinde makam dizisinin sesleri kullanılarak durak-karar yapılır.
İkinci hanede ise yakın makam dizilerine geçkiler yapılır. Tekrar teslim çalınarak üçüncü haneye geçilir.
Üçüncü hanede asıl makam dizisinin dışına çıkılarak değişik ses ve diziler kulla nılır. Bu kısma "Meyan" adı verilir. Meyanda genellikle tiz seslerde dolaşılır. Tekrar teslim hanesi çalınarak dördüncü haneye geçilir.
Dördüncü harıe asıl makam seslerine dönüşü sağladığı gibi, değişik geçkiler de yapılabilir. Bu bölümden sonra teslim hanesi çalınır. Böylece peşrev tamamlanmış olur.
Yukarıda her hanenin sonunun sesleri teslim hanesine bağlayan nitelikteki seslerden oluştuğunu ve teslime geçişi sağlayan sesin "Güçlü" perdesi olduğunu belirtmiştik. Bazen bu ses Güçlü perdesi olmaz. Durak sesi veya bir başka perde de olabilir. Eserin bitimi, teslim hanesinin sonunda olduğuna göre, hanelerin sonuna gelen durak sesleri "Asma karar muvakkat durak" tan başk~ bir ses değildir.
b) Teslim :
Peşrevlerde teslim haneleri genellikle serbest yapılır. Hemen hemen peşrevlerin en güzel bölümünü teşkil eder. Teslim haneleri bestekâr tarafından özenle yapılmış nağ melerden oluşur. Parlak ve canlı bölümlerdir.
c) Usûl :
Peşrevler çoğunlukla büyük usûllerle ölçülmüşlerdir. Devr-i Kebir usûlü en fazla kullanılan usûldür. 28 zamanlı Devr-i Kebir usûlü yazılırken 4/4 lük olarak bölümlere ayrılır. Usûl tamamlanınca iki çizgiyle usûlün bittiği belirtilir. Çok az sayıda Sofyan usûlü ile de bestelenmiş peşrevler vardır.
SAZ SEMÂÎSİ
Fasılların en sonunda çalınan saz eserine verilen addır. Peşrev gibi, saz semaileri de dört haneli olarak bölümlere ayrılır. Her hanenin sonunda teslim. bulunur.
Saz semaileri, peşrevlerin aksine küçük usûllerle ölçülmüşlerdir. Saz semailerinin ilk üç hanesi (10 / 8) lik Aksak Semai usûlü ile ölçülmüştür. Dördüncü hane ise rnuhtelif usûllerden yapılabilir. Semai, Yüriik Semai, Devr-i Hindi, Aksak, Curcuna gibi ...
Teslim bölümü (10 / 8) lik Aksak Semai usûlü ile ölçülmüştür.
İlk üç hane, peşrevler gibi giriş, geçki gibi özellikleri yansıtır. Dördüncü hane ise ser best olup melodi ve usûl yönünden bestekârın arzusuna kalmıştır.
Peşrev ve saz semailerinin teslim bölümlerine girilecek yerde bağlantı, bazen makamın güçlüsünde, bazen de durakta asma kalış yapılmak suretiyle olur.
Saz semaileri fasıl sonlarında çalınabildiği gibi, müstakil saz icralarında da yer alabilir. Saz semaileri ritmik ve serbest bir yapıya sahip olduklarından bestekârların daha çok üstiinde durdukları bir form olmuştur.
TASVİR  : Bir olayı, tabiattaki herhangi bir hadiseyi veya bir duyguyu müzik diliyle anlatan saz eserlerine "Tasvir" adı verilir.
Çok geniş kapsamlı olmasına rağmen, çok az yazılan tasvir türü eserlerin usûlü, ritmi bestekârın arzusuna kalmıştır. Peşrev ve saz semaileri gibi belirli haneleri yoktur. Konunun durumuna göre birden fazla haneleri bulunabilir.
MEDHAL : Genellikle bir topluluğun programı başlamadan, top)u halde sazların ça)dığı küçük saz eserlerine "Medhal" adı verilir.
Medhallerin hane ve teslim gibi bölümleri kaideleri yoktur. İcra edilecek makama girinceye kadar serbest olarak bestekârın duyuşuna göre, 16 ile 32 ölçülük bölümlerde olabilir.

Medhallerin en büyük özelliği peşrev ve saz semailerinde bulunan hane ve teslim kaidelerinin olmaması, serbest icra edilmesidir. Yine bu iki formdan farkı, fasıllardan önce çalınmamasıdır.
Medhal, tek bir sazla yapılan Taksim formunun derli toplu; bir usûle uydurulmuş nota ile çalınan değişik bir şeklinden ibarettir.Medhalin tarihçesi pek eski değildir. Son devir bestelkârları tarafından yazılmış ve benimsenmiştir. Günümüzde bu form üzerinde uğraşan bestekârların başında Prof. Dr. Sayın Alâeddin YAVAŞÇA bulunmaktadır.
TAKSİM : Tek bir sazla, makamların ses dizilerinde dolaşmaya "Taksirn" adı verilir.Bu formun batı müziğinde karşılığı "impruvize"'dir.
Taksim, bir saz eserine veya bir şarkıya başlanılmadan evvel icra edilecek makamın seslerinde gi.izel nağmelerle seyir yapmak (dolaşmak) tır.
Taksim yapılırken girilecek makamın güçlüsü, asma kalışı ve durağı bilhassa belirtilir.Şu halde Taksim, usûle uyulmadan icra edilecek eserin makamına, usûlüne ,uslûbuna uygun bir şekilde, bir seyir ile durak sesinin bağlantısından ibarettir de denilebilir.
Türk Mûsıkîsinde bir eserin icrasına geçmeden önce taksim yapmak ad.et olmuştur. Taksim yapmak suretiyle meşhur olmuş pek çok sazendemiz vardır. Tanburî Cemil Bey bu konuda virtüöz mertebesine ulaşmış bir san'atkârdır. Günümüzde ise Tanbûrî Necdet YAŞAR, Ûdî Cinuçen TANRIKORUR,Ûdî Necati Çelik, Neyzen Niyazi SAYIN ve kemençe'de İhsan ÖZGEN önde gelen isimlerdir.
ARANAĞME
Bazı eserlere başlanırken hemen girişte, yalnız sazların çaldığı küçük bir bölüm bulunur. Buna Giriş Müziği, yaygın bir deyimle de "Aranağme" adı verilir.
Bir eserin başında olduğu kadar, ortasında ve sonunda bulunan aranağmelere de rastlanır. Iki kıt'alı bir şarkıda eserin ortasında, iki kıt'anırı arasında bir aranağme bulu nabilir veya hiç olmayabilir...
Aranağmelerin özelliği, eserin ruhuna uygun, aynı ritm ve karakterde, eseri tamamla yıcı nitelikte olmasıdır.
Eski eserlerin birçoğunda aranağme bulunmazdı. Günümüzde ise aranağmesiz pek az eser şarkı yapılmaktadır.
Bilhassa son devirlerde yapılan şarkıların her satırında iki güfteyi birbirine bağlayan bir veya birkaç ölçülük müzik nağmeleri bulunur. Bu tür müzik parçaları sadece iki cümleyi birbirine bağlayan nağmelerdir.Aranağme değildirler.
OYUN HAVASI : İnsanlarda coşku uyandıran, yalnızca sazların çaldığı saz eserlerine "Oyun Havası" adı verilir.Türk Mûsıkîsinde ritm unsuru önemli olan bir türdür.Küçük usullerle ölçülmüş olan oyun havaları mahalli dans ve oyunlar için de yazılmıştır.

Çiftetelli,zeybek,Longa,Sirto,Horon,Hora,Bar,Halay,Köçekçe gibi pekçok şekilleri vardır.
KÂR
Eski bestekârların üzerinde önemle durdukları, ustalıklarını gösterdikleri bir beste formudur. Genellikle Peşrev'den hemen sonra icra edilir. Geniş kapsamlı bir beste tarzı olduğundan bünyesinde değişik usûller çoğunlukla kullanılır. Bu usûl değişiklikleri esere farklı bir canlılık kazandırır.
Kâr icrasından sonra Beste formu icra edilir. Kâr'lar büyük usûllerle olduğu gibi . küçük usûllerle de ölçülmnüş ve bestelenmişlerdir.
Beste formundan bir diğer farkı da terennümlerin'ın serbest oluşlarıdır. Eserin baş kısmında çoğunlukla terennüm bulunabilir.
Kâr tarzında bestelenmiş eserler bazen uzunluk ve kısalıklarına göre değişik isimlerle anılırlar: Kâr, Kârçe, Kâr-ı Nev, Kâr-ı Natık gibi isimler eserlerin yapısını anlatır.
Kâr, genellikle terennümle başlayan geniş kapsamli, muhtelif usûllerin, kullanıldığı uzun eserlere verilen isimdir.
Kârçe, Kâr'dan daha kısa ve özelliklerini daha öz anlatım (belirten) eserlere verilen isimdir.
Kâr-ı Nev, değişik usûllerin kullanıldığı bir formdur. Kâr'dan fazla farkı yoktur.
Kâr-ı Natık, Kâr ve Kârçe'den usûl ve güfte yönünden lıemen ayrıcalik arzeder. Kâr-ı Natıkların güftelerinin hemen her satırında değişik usûllere rastlanılabilir. Kâr-ı Natıklar başladıkları makamın ismi ile anılırlar. Rast Kâr-ı Natık, Neva Kâr-ı Natik gibi... Kâr-ı Natık bitişte başladığı makam seslerine dönerek karar verir.
Her satırda değişik usûllere rastlanıldığı gibi, her satırda değişik makamlara ge çilmesi Kâr-ı Natıkların özelliğidir. Her satır icra edilirken, geçilen makamın ismi belirtilir. "Rast getirip..." gibi...
Kâr türü eserler günümüzde maalesef hemen hiç yapılmamaktadır:' Eski bes tekârlarımız bu form üzerinde titizlikle durmuşlar ve çok güzel eserler meydana getir mişlerdir.
BESTE :Genellikle beste denilince herhangi bir müzik eserini düşünürüz. Beste, Bestelemek, Bestekâr birbirine yakın kelimelerdir.
Beste: Bir müzik eseri; Bestekâr: Bir müzik eserini besteleyen müzisyen; Bestelemek: Bir müzik eserini yapmak, yazmak.
"Beste" kelimesinin geniş tanımının yukarıda yazıldığı gibi olmasına karşılık, Türk Mûsıkîsindeki karşılığı, yeri daha başkadır.
"Beste" Kâr formundan sonra en geniş kapsamlı müzik eseridir.
Beste, dört haneli olarak yapılır. Her hane bir mısra demektir. Şu halde bestelerin güfteleri dört mısralıdır. Her mısranın sonunda "Terennüm" adı verilen, kelime olarak pek anlamı olmayan ancak melodi yönünden çok güzel olan nağmeler bulunur.
Peşrevlerde de her hanenin sonunda "Teslim" kısmının bulunduğunu hatırlayalım. Peşrevlerdeki teslim kısmının yerini bestelerde terennümler almıştır diyebiliriz.
Terennüm, Beste formundaki eserlerde mısra sonlarına eklenen anlamlı, anlamsız ancak melodik yapısı olan bölümlere verilen addır. Teirennümler hece-kelime veya birkaç kelimeden meydana gelebilir.
Ye-le-li-la-ta-ne-dil-dir-ten-ni-canım-ruhum-gel serv-i revanım- ruh-i revanım-canım efendim ...vs. gibi sözcükler sıkça kullanılır.
İkaâ: Bestelerin terennümlerinin ritmik melodilerle yapılarına veya başka bir ifadeyle bestelerdeki terennümlerin muntazam bir tempo ile yapılmasına "İkaâ" adı verilir. Terennümlerde kullanılan hecelerin anlamı pek yoktur.
Her hanenin mısranın sonunda çalınan terennüm aynıdır. Bu nedenle terennümlerin melodilerinin çok güzel olmasına bestekarlar bilhassa özen gösterirler.
Terennümlerde kullanılan güzel sözlerin bazılarının anlamı da vardır. Canım, ruhum gibi kelimelerin yanısıra, bazı bestekârlar ilgi duydukları kişilerin adlarını da teren nümlerde kullanmışlardır. Sultanım, Mihribanım gibi ...
Dört haneli olan bestelerin birinci mısraına "Zeminhane" adı verilir. Zeminhanelere eserin makamına ait dizi belirkilerek başlanır. Makamın özellikleri gösterilerek zemin hanenin son kısmında terennüme geçilir. Terennümün bittiği yerde, birinci mısraın son keli meleri tekrar edilerek durak sesinde karar verilir. Bu şekilde birinci mısra, yani "zeminhane" bitmiş olur.
İkinci hane, ikinci mısraın okunmasıyla gösterilir. Ancak sözler ikinci mısraya ait olmakla beraber, melodi birinci mısranın tekrarıdır.
Demek ki birinci mısra ve güfte okunacak, tekrar başa dönülerek aynı melodi ile ikinci mısra ve terennüm icra edilecektir.
İkinci haneye "Nakarathane" adı verilir.
Üçüncü mısra "Meyan" adını alır. Meyan, eserin en önemli bölümlerindenbirini teş kil eder. Bu bölümde çeşitli geçkiler, genişlemeler gösterilir. Bitiş yine terennümle olur.
Dördüncü hane ise, yine başa dönülerek, son mısra olarak "Zeminhane" nin melo dileri ile okunur. Ayrıca melodisi yoktur. Besteler terennüm hanelerinin icrasıyla son bulur.
SEMÂÎ : Türk Mûsıkîsinde beste formundan sonra gelen değişik bir beste tarzıdır. Semainin tarifi bu şekilde olmasına rağmen değişik iki tür semai vardır.
1- Ağır Semai
2- Yürük Semai
Ağır Semailer, beste formundan hemen sonra fasıllardaki sıraya göre yer alırlar. Adından da anlaşıldığı gibi yapısı ağır, etkili bir formdur. Küçük usûllerle ölçülmüşlerdir.
Ağır semailerde kullanılan usûller 10 / 4 lük Ağır Aksak Semai, 10 / 8 lik Aksak Semai ve 6 / 2 lik Ağır Sengin Semai'dir.
Ağır semailer, yapı itibariyle beste formunu andırırlar. Hane, terennüm gibi bölümler bestede olduğu gibi Semailerde de bulunur. Ancak küçük usûllerle ölçülmüşlerdir. Küçük usûllerle yapılmalarından dolayı Ağır Semailer daima Bestelerden sonra ikinci sırayı alırlar.
Fasıldaki sıraya göre (Peşrev, Beste) formlarından sonra sıralanan Ağır Semaiden sonra Şarkı formu gelir.
Fasıl icrasında şarkılardan sonra tekrar Semai formuna dönülür. Ancak bu sıradaki Semailer, Ağır Semai adını taşımazlar. Bu tür semailere "Yürük Semai" adı verilir.
Yürük Semailer, Yürük Semai adı verilen usûlle ölçülmüşlerdir. Genellikle 6 / 4 lük, bazen de 6 / 8 lik ölçü ile belirtilir.
Yürük Semailerin yapıları, Ağır Semailere göre daha hareketli ve canlıdır. Hane ve terennümler Ağır Semailerde olduğu gibidir.
Yürük Semai icrasından sonra Saz Semaisi icra edilir. Bu şekilde fasıl tamamlanmış olur. Türk Mûsıkisinde Peşrev, Kâr, Beste, Ağır Semai, Şarkı, Yürük Semai ve Saz Semaisi'nden meydana gelen fasıllara "Takım" adı verilir.
Türk Mûsıkîsinde bir makamın kabul edilebilmesi için bu şekilde bir takım oluşması şarttır.
ŞARKI
Türk Mûsıkîsinde küçük usûllerle ölçülen sözlü, terennümsüz, dört haneli eserlere "Şarkı" adı verilir.
Genellikle dört mısralık güftelerden meydana gelen şarkılar, dört hane olarak bes telenir.
Birinci hane "Zernin" adını alır. Bu hane esas makam dizisinin seslerinin gösterildiği bölüm olup, şarkılarda giriş bölümünü teşkil eder.
İkinci hane "Nakarat" adını alır. Bu kısımda genellikle yakın makam dizilerine geçkiler bulunur. Nakaratların bitiş kısmında adını taşıdığı makam dizisinin sesleri ile karar bulunur.
Üçüncü hane "Meyan" adını alır. Meyan'da esas makam dizilerinde dolaşıldığı kadar genellikle tiz perdelerde dolaşılır ve geçkiler yapılır.
Dördüncü hane ise, ikinci satır melodisi ile dördüncü satırın okunmasından ibaret olup, Nakarat adını taşır.
ŞARKILARDA YAPI : Şarkıların genellikle dört haneden ibaret olduğunu yukarıda belirtmiştik. Dört mısralı şarkıların her satırı bir haneyi teşkil eder.
Her satır çoğunlukla birer defa bestelenir. İkişer defa okunur. Bu satırların sonunda dolaplar bulunur.
Yukarıda da açıklandığı gibi ikinci ve dördüncü hanelerin (satırların) besteleri aynıdır.
Bazen de her satır veya bazı satırlar ikişer defa bestelenirler. Bu durumda ilgili satır okunur. Bitiminde aynı sözler yeni bir melodi ile tekrar edilir ve doğrudan bir sonraki satıra bağlantı yapılarak geçilir.
Klâsik tarzda bestelenmiş, her satırı bir defa olan şarkı formu:
Birinci satırda esas makama giriş yapılır. Zemin mısraı okunarak sonda dolap kısmında karar sesine inilir. Başa dönülerek aynı satır tekrarlanır. Ancak bu defa sona gelindiğinde birinci dolap yerine ikinci dolap okunarak ikinci mısraya (satıra) geçilir. Nakarata geçiş sesi genellikle "Güçlü" sesi ile gösterilir.
Nakarat ilk satır gibi iki defa tekrar edilir. Satır sonundaki dolap hanesinin birinci bölümünde güçlü sesi ile satırın başına dönüleceği belirtilir. Dolabın ikinci bölümü ise ma kamın ana sesleri ile inilen karar sesinin bulunduğu bölümdür. Karar sesinin burada
bulunmasının sebebi, şarkıların nakarat sonlarında bitmesindendir.
Meyan bölümüne geçiş ise bu durak sesinin gösterilmesiyle olur. Genellikle tiz seslerle meyanı yapılan şarkılarda ikinci defa tekrar, tiz durak sesinin dönüş bölümünde gösteril mesiyle olur. İkinci defa meyanın okunmasıyla güçlü sesi gösterilerek nakarata geçilir.
Dördüncü hane ise ikinci satır melodisinin tekrarıdır. Şarkının bitişi nakaratın sonunda bulunarı bitiş sesi (durak) iledir.
Günümüzde şarkılar genellikle klasik tarzın dışında serbest bir anlayışla beste lenmektedir. Bu tarz şarkılara "Fantezi eserler" adı verilmektedir.
Zemin hanesi bir defa bestelendiği gibi iki ayrı melodi ile iki defa bestelenebilir. Veya yalnızca meyan kısmı iki defa bestelenmiş şarkılar da bulunmaktadır.
Şarkı formu çok işlenmiş ve en sevilen beste tarzıdır. Küçük usûllerle yazılmış olma larına karşılık, serbest, usûlsüz bölümleri olan şarkılar da pek çoktur.
ŞARKILARDA USÛL:
Şarkılar daima küçük usûllerle ölçülmüşlerdir. Her ne kadar 15 zamanlıya kadar küçük usûller varsa da şarkılar çoğunlukla 10 zamanlıya kadar olan usûllerle ölçülmüşlerdir.
Şarkılar, küçük usûllerle ölçüldüğü için Beste ve Semailere oranla etkileri daha başka dır. Usûllerinin küçük olmaları gereği daha ritmik ve hareketli bir yapıya sahip olmala rının yanısıra Beste ve
Semailer kadar ağırbaşlı hatta onlardan daha ağır yapılı şarkılara rastlanır.


 
 
 
 
 
 
 
 
SAZ MUSİKİSİ BESTE FORMLARI
PEŞREV :Sazlı eserlerin en büyük formlarından biri olan daima ilk olarak çalınır peşrevler çalındıktan sonra diğer sazlı ve sözlü eserlere geçilir. Peşrevler hane adı verilen bölümlerden yapılmıştır. Her haneden sonra teslim adı verilen küçük bölümler çalınır SAZ SEMAİSİ
Saz semailer yalnız sazlarla icra edilen musiki eserleridir. Bunlarda tıpkı peşrevler gibi hane ve teslim gibi bölümlere ayrılır. Saz semailerin usulleri altı zamanlı semai usul ile ya da on zamanlı aksak semai usulüdür, ancak dördüncü hanede usul değişir üç zamanlı veya altı zamanlı olur.
METHAL
Sözcük anlamı giriş demektir batı müziği eserlerindeki uvertür ü hatırlatır Bazı bestekârlarımız tarafından “Müsabahat-i Musikiye” yani Musiki Sohbetleri adı altında da bestelenmiştir.
SİRTO
Sirto adı yunanca kökenli bir sözcükten gelir ait olduğu toplulukta kadın ve erkeklerin toplu halde oynaması olarak bilinir. Türk Sanat Musikisi bünyesinde oyun havası sayıldığı halde hiçbir zaman raks unsuru olarak görülmemiştir. Hareketli bir saz eseri formu olarak kullanılmıştır. Üç ya da dört bölümlüdür Sirtolar iki dörtlük “nim sofyan ” usulünde bestelenmiştir
LONGA
Longa sözcüğü Latince kökenlidir. Türk Musikisine Romen Musikisinden geldiği tahmin edilir. Oyun havaları arasında sayıldığı halde buda sirto lar gibi raks unsuru olarak kullanılmamıştır. Longalar genellikle dört bölümden oluşur iki dörtlük “nim sofyan ” usulünde bestelenmiştir
MANDIRA
Halk musikimizden kaynaklanan, Mandıra usulü denen yedi zamanlı ritmi ile bestelenen bir beste türüdür. Nitelik açısından Karadeniz yöremizin oyun havalarını hatırlatır. Eskiden oyun havası olarak kullanılmıştır. Üç ya da dört bölümden oluşan mandıralarda Teslim yoktur.
TAKSİM
Taksim adını nereden geldiği bilinmemektedir. Çoğunluğun kabul ettiğine göre düzenli bir akış içinde devam eden fasıl programının arasında yapıldığı ve akışı ikiye böldüğü için bu ad verilmiştir. Bu icra sırasında veya tek başına bir saz sanatkârının, bir makam çerçevesinde veya değişik makamlara geçerek doğaçlama olarak yaptığı bestelerdir.
ÇİFTETELLİ
İstanbul folklorundan kaynaklanarak Klasik musikimize girmiş anonim bestelerdir. Her zaman için Raks unsuru olarak kullanılmıştır.
AKAMLARIN ANLAMLARI
1-Hicaz Makamı; Kelime anlamı Arabistan’da ki bir ilin adıdır.İlk defa 14. y.y da Urmevi nin eserlerinde rastlanmaktadır.
2-Nihavent Makamı;Kelime anlamı Iranda Luristan Eyaletinde Hanedanın güneyinde Tarihi bir şehrin adıdır
3-Hüzzam Makamı;Kelime anlamı Koyu hüzün Anlamındadır.İlk defa kantemura ait eserlerde rastlanmaktadır.
4-Kürdilihicazkar Makamı;İlk defa 1855 yılında Hacı Arif Bey tarafından kullanılmıştır
5-Rast Makamı Doğru,dosdoğru ve düzgün anlamındadır.İlk defa 14.y.yda Safiyüdün Abdülmümin nin esrlerinde rastlanmaktadır.
6-Uşşak Makamı;Arapça Aşıklar anlamına gelmektedir İlk defa 14.y.yda Safiyüdün Abdülmümin nin esrlerinde rastlanmaktadır. 7-Hüseyni Makamı;Hüseyin’e ait anlamına gelmektedir. İlk defa 14.y.y da Safiyüdün Abdülmümin nin esrlerinde rastlanmaktadır.
8-Muhayyer Makamı;Serbest,Takdir ve beğenişe kalan anlamındadır. İlk defa 14.y.yda 2. Memede ait eserlerde rastlanmaktadır.
9-Mahur Makamı;Hindistan da Hayrabad Nizamlığında bir şehir adı. . İlk defa 14.y.yda 2. Memede ait eserlerde rastlanmaktadır.
10-Hicazkar Makamı;Zarafet ve hayal gücü anlamına gelmektedir.18.y.y ın ikinci yarısında Abdulbaki Nasır Dedenin eserlerinde görülmektedir.
11-Karcığar Makamı;Türkçe Yırtıcı kuş anlamına gelmektedir.
12-Saba Makamı;Hafif ve letafetli esn sabah rüzgarı anlamına gelmektedir.İlk defa 2.Memede ait kuramlarda görülmektedir.
13- Suznak Makamı;Yakıcı anlamındadır.1785 yılında tahminen Vardokosta Seyfi Ahmet Ağaya ait eserlerde rastlanmaktadır.
14Muhayyer Kürdi Makamı;İlk defa 19.y.y da müezzin başı Rıfat tarafından bulunduğu 2 .Mahmuda ait eserlerde görülmektedir
15-Segah Makamı;Açık ve soylu bir hüzün duygusu anlamına gelmektedir
16-Acem Aşıran Makamı;İranlı Canlılar anlamına gelmektedir.17.y.y da Hafız postun düzenlediği Söz dergisinde bahsedilmektedir. 17-Acem kürdi Makamı;İlk defa Kavaidi Tanbur adlı yayında rastlanmaktadır
18-Buselik Makamı;Ebu Selik anlamındadır.ilk defa 14,y,y da ik,nci safiyüddine ait eserlerde görülmektedir.
19-Nikriz Makamı;Bugünkü İrand Fars Eyaletinde Şiran ile Kirman arasında bir şehrin adıdır.İlk defa 15.y.da İkinci Memede ait eserlerde görülmektedir
20-Bayati Makamı;Bayat Oğuz boyundan gelmektedir.İlk defa Kantemurda görülmektedir
Bizim müziğimizdeki ezgiler, Batı müziğinde olduğu gibi serbestçe değil, girişi, gelişmesi ve bitişi belirli olan bir düzen içinde kullanılırlar. Ezginin dolaşımını düzenleyen bu kurallara seyir adı verilir. Makamlara kişilik, lezzet ve kokusunu veren, işte bu hayati önemdeki, bestecilerin değiştiremeyeceği seyir kurallarıdır. Makamı, bazı kitapların yaptığı gibi, bir durakla-bir güçlü etrafına toplanmış seslerin genel durumu diye tanımlamak, bir bilinmeyene iki bilinmeyen daha katmak olur; durak ne, güçlü ne gibi. Oysa, makamın sırrı seyirdedir.
Peki, makamlar birbirinden nasıl ayırt edilir? Bu soru, aynı forma ile oynayan Macar ve Çek takımlarını nasıl ayırt ederiz veya şöhretli iki ressamın resimlerini imzalarına bakmadan nasıl birbirinden ayırt ederiz sorusuna benzer. Çocukluğundan beri resim yapan, daha ilkokuldayken ödül almış, suluboyadan karakaleme, ondan yağlıboyaya geçmiş ve lise yıllarından itibaren resim sergilerinden çıkmamış olan bir insan için, değişik resim üsluplarını ayırt etmek zor olur mu? Bu merak, şöhretli ressamların tablolarını imzaları olmasa bile, kolaylıkla teşhis edilebilecek seviyeye getirilebilir. İşte, müzikte böyledir. Resim yapmada nasıl gözle elin işbirliği şartsa, müzikte de kulakla hafızanın işbirliği şarttır. Yani, ancak uzun yıllar müziğe emek vermiş ve Türk müziğini öğrenmiş kişiler, makamları birbirinden ayırtedebilirler.
Fakat, müzikle amatörce ilgilenmiş müzik severler de, makam duyularını şu pratik metodla geliştirebilirler : Makam adlarına göre alfabetik herhangi bir güfte kitabından, dilinize takılan bir şarkının hangi makamda olduğunu fihristten bulup, o makamda başka hangi şarkıları mırıldanabildiğinizi işaret edin. Böylece hem makamın özelliklerini tanımış, hem de kendinize küçük bir repertuar yapmış olursunuz. Bunun yanı sıra, radyo ve TV'deki fasıl programlarını dinleyip, bildiğiniz ve bilmediğiniz parçalar arasındaki "genel hava" bağını kurarak makamın genel karakterini anlamaya çalışın. Örneğin, "Yaslı gittim şen geldim" türküsünü kendi kendinize mırıldanırken, rast makamını hissetmeye başlarsınız. Bunun için sesinizin güzel olması gerekmez. Dünyada herkesin iyi-kötü birşeyler mırıldanabilecek kadar sesi vardır. Eğer rast makamını duyduğunuzda hemen fark etmek istiyorsanız, bol bol rast makamında değişik eserler dinleyip, bu şekilde mırıldanacaksınız. Zamanla, rast makamının nasıl bir havası(ezgi karakteri) olduğunu, kulağınızda ve dilinizde canlandırabileceksiniz.
Mırıldandığınız parçaların melodileri birbirinden farklı olmasına rağmen, onların ortak bir tarafını yakalayacaksınız. İşte o taraf, seyir dediğimiz şeydir ki, makam ailelerini meydana getirirler. Bu ortak tarafların yoğun bir belirginlik kazanması ve parçadan parçaya değişmemesi haline, müzikte makam denir. Tüm makamları tanımak ancak profesyonellerin işidir. Bir dinleyici olarak, rast, nihavent, uşşak, hicaz, hüseyni, segah, hüzzam, saba ve kürdilihicazkar gibi birkaç temel makamı tanımak yeterli olabilir.
Makamlara geçmeden önce burda kullanılacak bazı terim ve işaretlerin anlamlarını daha iyice öğrenelim.
Bir ses veya tam ses dendiğinde iki nota arasındaki ses anlatılır. Örnek olarak "Do" ve "Re" notaları arası 1 tam sestir. Fakat müzik icra edilirken bu ses aralığını bazan azaltılıp çoğaltmamız gerekir. İşte bunu sağlayan işaretlere "Arıza İşaretleri" denir.
Müzik sesleri; (Do - Re - Mi - Fa - Sol - La - Si) olmak üzere 7 notadan oluşmuştur. Batı müziğinde bir tam ses aralığı ikiye bölünmüş ve bunlara sadece "Diyez" ve "Bemol" adı verilmiştir. Türk Musıkisinde kullanılan diyez ve bemoller ise birden fazladır. Çünkü musıkimizde bir tam ses aralığı ikiye değil, dokuza bölünmüştür. Bunların her birine "Koma" adı verilmiştir.



Bu çizelgede Do ile Re notalarının arasının nasıl dokuza bölündüğünü görüyoruz.
Aşağıdaki tabloda Türk Musıkisinde kullanılan arıza işaretlerinin "Diyez-Bemol" adı, koma değeri ve hangi rumuzla gösterildiğini görüyoruz.
 
 
Aşağıdaki tabloda da notalara verilen isimler gösterilmektedir.

 
Bu neden gereklidir, açıklamaya çalışayım.
Portenin en altındaki çizginin altında ve ek çizgi üzerindeki nota Do notasıdır. Yine portenin alttan üçüncü aralığındaki nota da Do notasıdır. Bir de en üst çizginin üzerindeki ikinci ek çizginin üzerindeki nota da Do'dur.
Şimdi icra sırasında Do notası dendiğinde icrakar ne anlayacak. Acaba bu üç Do notasından hangisi kastedilmektedir? İşte notalara isim verilmesinin bir nedeni. Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi;
Portenin en altındaki çizginin altında ve ek çizgi üzerindeki Do notasına "Kaba Çargah"
Portenin alttan üçüncü aralığındaki Do notasına "Çargah"
Portenin en üst çizgisinin üzerindeki ikinci ek çizginin üzerindeki Do notasına "Tiz Çargah" denir.
Bunun gibi,
Re notası; Yegah ve Neva
Mi notası; Hüseyni Aşiran ve Hüseyni
Fa notası; Acemaşiran ve Acem
Sol notası; Rast ve Gerdaniye
La notası; Dügah ve Muhayyer
Si notası; Buselik ve Tiz Buselik isimleri alır
Türk Musıkisinde kullanılan makamlar 3 ana başlıkta toplanır.
A) Basit Makamlar
B) Göçürülmüş Makamlar ( Şed Makamlar ) C) Birleşik Makamlar ( Mürekkep Makamlar ) A) Basit Makamlar;
Bir tam dörtlü ve bir tam beşliden meydana gelen dizileri vardır. Bu makamlarda güçlü, dörtlü ve beşlinin birleştiği yerde bulunur. 13 tane Basit Makam vardır. Bunlar; 1) Çargah Makamı
2) Buselik Makamı
3) Rast Makamı
4) Uşşak Makamı 5) Hicaz Makamı
6) Uzzal Makamı
7) Hümayun Makamı
8) Zirgüleli Hicaz Makamı
9) Neva Makamı
10) Hüseyni Makamı
11) Karcığar Makamı
12) Basit Suzinak Makamı
13) Kürdi Makamı
1) ÇARGAH MAKAMI a. Durak : Çargah perdesidir b. Seyir : Çikicidir c. Dizi : Yerinde bir Çargah Beslisine, Gerdaniye üzerinde bir Çargah dörtlüsünün eklenmesiyle meydana gelir. d. Güçlü : Gerdaniye perdesidir e. Yeden : Buselik perdesidir f. Donanim : Donanima hiçbir isaret konulmaz Dizinin Seyri : Çargah Makami, çikici bir diziye sahip oldugundan, seyre genellikle durak sesi civarindan baslanir. Çargah beslisinin seslerinde dolasilarak güçlü olan Gerdaniye perdesinde kalis yapilir. Güçlü üzerinde bulunan Çargah dörtlüsünün seslerine geçilerek tiz duraga kadar çikilir. Tekrar güçlü perdesine inilerek asma karar gösterilir. Yerinde Çargah beslisinin sesleri kullanilarak Çargah perdesinde karar verilir.
 


Makamin Özelligi: Agir yapili bir makam oldugundan fazla kullanilmamistir. Ancak genellikle bu makamda yapilan eserlere dikkat edilecek olursa, seyir sirasinda sik sik Hicaz ve Nikriz geçkiler yapildigi görülür.

2) BUSELİK MAKAMI
a. Durak : Dügah perdesidir b. Seyir : Inici – çikicidir c. Dizi : Yerinde bir Buselik Beslisine, Hüseyni perdesi üzerinde Kürdi veya Hicaz Dörtlüsünün eklenmesiyle meydana gelir. d. Güçlü : Hüseyni perdesidir e. Yeden : Nim Zirgüle perdesidir f. Donanim : Donanima hiçbir isaret konulmaz
 

Tam - Bakiye - Tam - Tam - Bakiye - Tam - Tam
Buselik beşlisine Kürdi dörtlüsü eklenirse dizi yukarıdaki gibi olur.

Tam - Bakiye - Tam - Tam - Bakiye - Artık İkili - Küçük Mücennep
Buselik beşlisine Hicaz dörtlüsü eklenirse dizi yukarıdaki gibi olur. Dizinin Seyri : Inici – çikici seyre sahip olan makam dizileri genellikle güçlü sesi civarindan seyre baslar. Buselik Makaminin seyrine de orta seslerden baslanir. Yerinde Buselik beslisinin seslerinde dolasilarak güçlü sesi olan Hüseyni perdesinde kalis yapilir. Güçlü üzerinde bulunan Kürdi veya Hicaz dörtlüsünün seslerinde dolasilir. Tekrar Hüseyni perdesinde asma karar gösterilir. Çargah perdesi üzerinde Nikriz’li olarak da kalis yapilabilir. Tekrar Buselik beslisinin seslerine dönülür. Yedeni olan Nim Zürgüle perdesi de gösterilerek Dügah perdesinde karar verilir. Makamin Özelligi: Buselik Makami da Çargah Makami gibi donanimda hiçbir ariza almaz. Çargah Makamindan farki, duraginin, güçlüsünün ve seyrinin degisik olmasidir. Bu Makamdaki Bazı Şarkılar:
* Bana bir aşk masalından şarkılar söyle (Erol Sayan) * Bir akşam son defa seni görmeden (Mustafa Seyran) * Geceleyin bir ses böler uykumu (Şekip Ayhan Özışık) * Gözümde özleyiş, gönlümde acı (Selahattin İnal) * Saçlarıma ak düştü, sana ad bulamadım (Sadettin Kaynak)
3) RAST MAKAMI
a. Durak : Rast perdesidir
b. Seyir : Çikicidir c. Dizi : Yerinde Rast Beslisine, Neva perdesi üzerinde bir Rast dörtlüsünün eklenmesiyle meydana gelir. d. Güçlü : Neva perdesidir e. Yeden : Irak perdesidir f. Donanim : Si koma bemol, fa bakiye diyez

 
Tam - Büyük Mücennep - Küçük Mücennep - Tam - Tam - Büyük Mücennep - Küçük Mücennep Dizinin Seyri : Çikici seyre sahip olan Rast Makaminin seyrine durak sesi civarindan baslanir. Dizi alt taraftan genislemistir. Bir çok kere bu genisleme seslerinden seyre baslanir. Rast beslisinin sesleri kullanilarak güçlü sesi olan Neva perdesinde kalis yapilir. Daha sonra dizinin üst tarafinda bulunan Rast dörtlüsünün seslerine geçilir. Ancak çogunlukla çikista kullanilan Evç perdesi, inici nagmelerde Acem perdesi haline dönüsür. Tekrar Neva’da kalis yapilir. Yerinde Rast beslisinin seslerine geçilerek çesitli seslerde (özellikle Segah perdesinde) asma kalislar yapilabilir. Karar, Rast beslisinin sesleriyle Rast perdesinde ve genellikle yedenli olarak yapilir. Makamin Özelligi: Rast Makami dizisindeki yedinci ses Evç perdesidir. Bu perde seyir yapilirken çikista kullanilir. Fakat inici seyirlerde genellikle bu perde kullanilmaz. Dolayisiyla Rast dörtlüsü bozularak, Neva’da Buselik dörtlüsü meydana gelir. Bu sekilde karara kadar inildiginde meydana gelen diziye Acemli Rast dizisi denir. Bu Makamdaki Bazı Şarkılar:
* Açılan bir gül gibi, gir kalbe gönül gibi (Dramalı Hasan)
* Ay gülsün ufuktan sana, sen bak ona gül de (İsmail Baha Sürelsan)
* Aylar geçiyor, sen bana hala geleceksin (Selahattin Pınar)
* Belki bir sabah geleceksin, lakin vakit geçmiş olacak (Şekip Ayhan Özışık) * Bilmem ki nedendir bana sen hor bakıyorsun (Selanik'li Ahmet Efendi)
* Bir gönül vardı bende, henüz aşkı tatmamış (Ferit Sıdal)
* Gelse o şuh meclise, naz ü tegafül eylese (Hafız Post) * Gönlümün ezhar içinde gül gibi dildarı var (Fehmi Tokay)
* Ne sevincin ömrü varmış, ne gün gören çok yaşarmış (Mehmet Ilgın)
* Nihansın dideden ey mest-i nazım (Hacı Faik Bey)
* Yine bir gül-nihal, aldı bu gönlümü (Dede Efendi)
4) UŞŞAK MAKAMI a. Durak : Dügah perdesidir b. Seyir : Çikicidir c. Dizi : Yerinde Ussak dörtlüsüne, Neva perdesi üzerinde Buselik beslisinin eklenmesiyle meydana gelir. d. Güçlü : Neva perdesidir e. Yeden :
 
Rast perdesidir f. Donanim : Si koma bemol

Büyük Mücennep - Küçük Mücennep - Tam - Tam - Bakiye - Tam - Tam
Dizinin Seyri : Çikici diziye sahip oldugundan seyre durak perdesi civarindan baslanir. Ussak dörtlüsünün seslerinde dolasilarak güçlü sesi olan Neva perdesinde asma kalis yapilir. Ussak Makami dizisi, Yegah perdesindeki Rast beslisiyle genisleme yapar. Dizinin seslerinde gezindikten sonra Neva’da asma kalis yapilir. Karara gidilirken özellikle Segah perdesinde kalis gösterilir. Ussak dörtlüsünün sesleri kullanilarak Dügah perdesinde karar verilir. Makamin Özelligi: Ussak Makami dizisinin ikinci sesi olan Segah perdesi, donanimda gösterildigi gibi bir koma olarak icra edilmez. Daima 2 – 3 koma pes icra edilir. Ussak Makamina bu perde ayri bir özellik verir. Bu ses, isaret olarak sekillendirilmediginden donanimda koma bemol olarak gösteriliyor. Bu Makamdaki Bazı Şarkılar:
* Akşam oldu hüzünlendim ben yine (Semahat Özdenses) * Anar ömrümce gönül, giden sevgilileri (Şükrü Yunar) * Bir çapkın elinde oyuncak oldum (Yesari Asım Arsoy)
* Bir gönül hikayesi anlatırdı gözlerin (Zeki Müren)
* Bir güneş bahtıma birgün doğacaktır sanırım (Osman Nihat Akın) * Bir tatlı tebessümün bin vuslata bedeldir (Zeki Müren)
* Cana rakibi handan edersin (Giriftzen Asım Bey)
* Dalında solarken akşamın gülü (Arif Sami Toker)
* Gamzedeyim deva bulmam (Kemani Tatyos Efendi)
* Mehtaplı gecelerde hep seni andım (Sevim Şengül)
* Sönmez artık yüreğimde yanan bu sonsuz ateş (Kadri Şençalar)
5) HİCAZ MAKAMI
“Hicaz” denince dört ayri isimde, ortak özellikleri çok olan dört ayri basit makam anlasilir. Bu dört basit makamin yapilari birbirine çok yakin oldugundan hepsine birden “Hicaz Ailesi” denir. Bu makamlar, “Hicaz, Hümayun, Uzzal ve Zirgüleli Hicaz” dir. Simdi Hicaz Makamini inceleyelim. a. Durak : Dügah perdesidir b. Seyir : Inici – çikicidir c. Dizi : Yerinde Hicaz dörtlüsüne, Neva perdesinde Rast beslisinin eklenmesiyle meydana gelir. d. Güçlü : Neva perdesidir e. Yeden : Rast perdesidir f. Donanim : Si bakiye bemol, Fa bakiye diyez, Do bakiye diyez Dizinin Seyri : Inici – çikici seyre sahip olan Hicaz Makaminin seyrine genellikle güçlü sesi olan Neva perdesinden baslanir. Bazen dizinin alt ve üst tarafindan baslayan eserler yapilmissa da, bu diziler de hemen orta seslere geçmislerdir. Hicaz dörtlüsünün sesleri verilerek güçlü sesi olan Neva perdesinde kalis yapilir. Sonra dizinin üst tarafinda bulunan Rast beslisinin seslerine geçilir. Tiz duraktan güçlüye dogru inilirken genellikle Evç perdesi (Fa bakiye diyez) bekar yapilarak Acem perdesi haline getirilir. Bu sekilde inici olarak Neva’da bir Buselik beslisi meydana gelmis olur. Güçlü sesi olan Neva perdesinde kalis gösterilerek, Hicaz dörtlüsünde gezinilir. Dügah perdesinde karar verilir. Makamin Özelligi: Hicaz Makami dizisi, alt ve üst taraftan genisleme yapar. Durak perdesinin alt tarafina Yegah perdesine kadar inen Rast beslisi halinde, Tiz durak üzerinde ise, Muhayyer’de Buselik dörtlüsü halinde genisleme yapar. Bu Makamdaki Bazı Şarkılar:
* Acaba şen misin, kederin var mı (Bimen Şen) * Açık bırak pencereyi, örtme perdeyi bu gece (Şekip Ayhan Özışık)
* Adalardan bir yar gelir bizlere (Yesari Asım Arsoy)
* Ağlar gezerim sahili, sanki benimlesin (Alaeddin Yavaşça)
* Anladım sevmeyeceksin beni sen nazlı çiçek (Selahattin Pınar)
* Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok (Alaeddin Yavaşça)
* Ben gamlı hazan sense bahar (Melahat Pars)
* Bir bahar akşamı rastladım size (Selahattin Pınar) * Bir gün karşılaşırsak ayrıldığımız yerde (Yusuf Nalkesen) 6) UZZAL MAKAMI
“Hicaz” denince dört ayri isimde, ortak özellikleri çok olan dört ayri basit makam anlasilir. Bu dört basit makamin yapilari birbirine çok yakin oldugundan hepsine birden “Hicaz Ailesi” denir. Bu makamlar, “Hicaz, Hümayun, Uzzal ve Zirgüleli Hicaz” dir. Simdi Uzzal Makamini inceleyelim. a. Durak : Dügah perdesidir b. Seyir : Inici – çikicidir c. Dizi : Yerinde Hicaz beslisine, Hüseyni perdesinde Ussak dörtlüsünün eklenmesiyle meydana gelir. d. Güçlü : Hüseyni perdesidir e. Yeden : Rast perdesidir f. Donanim : Si bakiye bemol, Fa bakiye diyez, Do bakiye diyez Dizinin Seyri : Inici – çikici seyre sahip olan Uzzal Makaminin seyrine genellikle güçlü sesi olan Hüseyni perdesinden baslanir. Dizinin seslerinde gezinilir. Ussak dörtlüsünün sesleri belirtilerek güçlü sesi olan Hüseyni perdesinde kalis yapilir. Dizinin seslerinde tekrar dolasilarak özellikle inici nagmelerde Evç perdesi (Fa bakiye diyez) bekar yapilarak Acem perdesi haline getirilir. Dizinin alt tarafinda bulunan Hicaz beslisinin sesleri kullanilarak, Dügah perdesinde karar verilir. Makamin Özelligi: Uzzal Makami dizisi, üst taraftan Muhayyer üzerinde Buselik’li olarak genisleme yapar. Sesler Tiz Buselikten asagiya dogru Hüseyni perdesine kadar inerse, bu diziye Hüseyni’de Hüseyni dizisi denir.
7) HÜMAYUN MAKAMI “Hicaz” denince dört ayri isimde, ortak özellikleri çok olan dört ayri basit makam anlasilir. Bu dört basit makamin yapilari birbirine çok yakin oldugundan hepsine birden “Hicaz Ailesi” denir. Bu makamlar, “Hicaz, Hümayun, Uzzal ve Zirgüleli Hicaz” dir. Simdi Hümayun Makamini inceleyelim. a. Durak : Dügah perdesidir b. Seyir : Inici – çikicidir c. Dizi : Yerinde Hicaz dörtlüsüne, Neva perdesinde Buselik beslisinin eklenmesiyle meydana gelir. d. Güçlü : Neva perdesidir e. Yeden : Rast perdesidir f. Donanim : Si bakiye bemol, Do bakiye diyez Dizinin Seyri : Inici – çikici seyre sahip olan Hümayun Makaminin seyrine de Hicaz Makaminda oldugu gibi genellikle güçlü sesi olan Neva perdesinden baslanir. Dizinin seslerinde gezinilerek güçlü sesi olan Neva perdesinde asma kalis yapilir. Sonra dizinin üst tarafinda bulunan Buselik beslisinin seslerine geçilir. Hicaz Makami gibi fazla genisleme seslerinin kullanilmadigi Hümayun Makami dizisi, üst taraftan Buselik beslisi olarak genisleme yapar. Inici seslerin gelisine göre Acem perdesi bazen (Fa bakiye diyez) alarak Evç perdesi olur. Bu sekilde Neva’da bir Rast beslisi meydana gelmis olur. Tekrar Güçlü sesi olan Neva perdesinde kalis gösterilerek, Hicaz dörtlüsünde gezinilir. Dügah perdesinde karar verilir. 8) ZİRGÜLELİ HİCAZ MAKAMI
“Hicaz” denince dört ayri isimde, ortak özellikleri çok olan dört ayri basit makam anlasilir. Bu dört basit makamin yapilari birbirine çok yakin oldugundan hepsine birden “Hicaz Ailesi” denir. Bu makamlar, “Hicaz, Hümayun, Uzzal ve Zirgüleli Hicaz” dir. Simdi Zirgüleli Hicaz Makamini inceleyelim. a. Durak : Dügah perdesidir b. Seyir : Inici – çikicidir c. Dizi : Yerinde Hicaz beslisine, Hüseyni perdesinde Hicaz dörtlüsünün eklenmesiyle meydana gelir. d. Güçlü : Hüseyni perdesidir e. Yeden : Nim Zirgüle perdesidir f. Donanim : Si bakiye bemol, Do bakiye diyez Dizinin Seyri : Zirgüleli Hicaz Makami, özellikle yeden perdesinin degisik olmasi nedeniyle diger Hicaz Ailesi Makamlardan farklidir. Inici – çikici seyre sahip olan Zirgüleli Hicaz Makaminin seyrine orta seslerden baslanarak, dizinin seslerinde gezinilir. Güçlü sesi olan Hüseyni perdesinde kalis yapilir. Dizinin üst tarafinda bulunan Hicaz dörtlüsünün seslerinde dolasilir. Tekrar güçlü perdesinde kalis gösterilerek Hicaz beslisinin sesleri ile, özellikle yedeni olan Nim Zürgüle perdesi de belirtilerek Dügah perdesinde karar verilir. Makamin Özelligi: Zirgüleli Hicaz Makaminin donanimina sadece Si bakiye bemol ve Do bakiye diyez yazilir. Bu makamin dizisi tarif edilirken, yerinde Hicaz beslisi ve Hüseyni’de Hicaz dörtlüsü denir. Hüseyni’de Hicaz dörtlüsünde olmasi gereken Fa koma diyezi ve Sol bakiye diyezi donanima yazilmaz. Ancak seyir yapilirken yeri geldiginde bu isaretler kullanilir. Dizi üst taraftan Muhayyer perdesi üzerinde Buselik beslisi halinde genisler. 9) NEVA MAKAMI a. Durak : Dügah perdesidir b. Seyir : Inici – çikicidir c. Dizi : Yerinde Ussak dörtlüsüne, Neva perdesi üzerinde bir Rast beslisinin eklenmesiyle meydana gelir. d. Güçlü : Neva perdesidir e. Yeden : Rast perdesidir f. Donanim : Si koma bemol, fa bakiye diyez Dizinin Seyri : Genellikle güçlü sesi olan Neva perdesi civarindan seyre baslanir. Dizinin seslerinde gezinilerek yine güçlü sesi olan Neva perdesinde asma kalis yapilir. Ussak dörtlüsünün seslerinde dolasilarak tekrar Neva perdesinde kalis gösterilir. Ussak dörtlüsünün sesleri ile Dügah perdesinde karar verilir Makamin Özelligi: Neva Makami fazla parlak bir makam degildir. Genisleme seslerinin fazla kullanilmadigi bu makamda inici seyir yapilirken, fa bakiye diyez (Evç) perdesi naturel hale getirilerek Acem perdesi haline gelir. Neva’da inici bir Buselik beslisi meydana gelir.
10) HÜSEYNİ MAKAMI
a. Durak : Dügah perdesidir b. Seyir : Inici – çikicidir c. Dizi : Yerinde Hüseyni beşlisine, Hüseyni perdesi üzerinde bir Uşşak dörtlüsünün eklenmesiyle meydana gelir. d. Güçlü : Hüseyni perdesidir e. Yeden : Rast perdesidir f. Donanim : Si koma bemol, fa bakiye diyez
 

Büyük Mücennep - Küçük Mücennep - Tam - Tam - Büyük Mücennep - Küçük Mücennep - Tam Dizinin Seyri: İnici - çıkıcı seyre sahip olan Hüseyni Makamının seyrine genellikle güçlüsü olan Hüseyni perdesinden başlanır. Bu perdede ısrarlı kalışlar yapılır. Dizinin alt tarafında bulunan Hüseyni beşlisinin sesleri kullanılır. Tekrar Hüseyni perdesinde kalış gösterildikten sonra üst tarftaki Uşşak dörtlüsünün seslerine geçilir. Dizinin üst tarafına çıkırken kullanılan Evç perdesi iniş cazibesiyle Acem sesi haline gelir. ( Bu durumda Hüseyni perdesi üzerinde bir Kürdi dörtlüsü meydana gelmiş olur. ) Tekrar güçlü perdesinde asma kalış yapılarak Hüseyni beşlisinin seslerine geçilir. Çargah perdesinde asma kalış yapılıp Dügah perdesinde karar verilir.
Makamın Özelliği: Hüseyni Makamının en büyük özelliği çok yaygın oluşudur. Hislerimizi en iyi anlatan makamlarımızın başında gelir.
11) KARCIGAR MAKAMI
a. Durak : Dügah perdesidir b. Seyir : Inici – çikicidir c. Dizi : Yerinde Ussak dörtlüsüne, Neva perdesinde Hicaz beslisinin eklenmesiyle meydana gelir. d. Güçlü : Neva perdesidir e. Yeden : Rast perdesidir f. Donanim : Si koma bemol, Mi bakiye bemol, Fa bakiye diyez
 
 

Büyük Mücennep - Küçük Mücennep - Tam - Küçük Mücennep - Artık İkili - Küçük Mücennep - Tam
Dizinin Seyri: Seyre, güçlüsü olan Neva perdesi civarından başlanır. Dizinin muhtelif seslerinde dolaşılarak Neva perdesinde asma kalışyapılır. (Ancak Karcığar makamının karekteristik asma kalış perdesi Çargah perdesi olduğundan genellikle Çargah'ta asma kalış yapılır.) Bu şekilde kalış, Nikriz beşlisi adını alır. Dizinin seslerinde dolaşılarak Uşşak dörtlüsünün sesleri kullanılır ve Dügah perdesinde karar verilir.
Makamın özelliği: Yukarıda izah ettiğim gibi Gerdaniye perdesi üzerinde bir Buselik beşlisi yapılmaktadır. Karcığar makamı dizisi alttan genişlemez. Çargah makamının asma kararı dörtlü ve beşlinin birleştiği yerde değil, Çargah perdesindedir.
12) BASİT SUZİNAK MAKAMI
a. Durak : Rast perdesidir
b. Seyir : Inici – çikicidir c. Dizi : Yerinde Rast beslisine, Neva perdesinde Hicaz dörtlüsünün eklenmesiyle meydana gelir. d. Güçlü : Neva perdesidir e. Yeden : Irak perdesidir f. Donanim : Si koma bemol, Mi bakiye bemol, Fa bakiye diyez

Tam - Büyük Mücennep - Küçük Mücennep - Tam - Küçük Mücennep - Artık İkili - Küçük Mücennep
Dizinin Seyri : Inici – çikici seyre sahip olan Basit Suzinak Makaminin seyrine güçlü sesi olan Neva perdesinden baslanir. Orta seslerde dolasilarak Neva perdesinde asma kalis yapilir. Agir yapili bir makam oldugundan genisleme sesleri fazlaca kullanilmaz. Ancak kendi dizisi içerisinde bazi seslerde kalislar yapilarak baska diziler meydana getirilir. Rast beslisinin sesleri kullanilarak Rast perdesinde karar verilir. Makamin Özelligi: Basit Suzinak Makami, basit makamlarin bir çoguna benzer. Yapisinda Rast ve Hicaz çesnileri vardir. Neva perdesindeki Hicaz dörtlüsü, bir tam ses asagiya inildiginde Çargah perdesinde Nikriz beslisi meydana getirir. Yine Çargah perdesinin bir altindaki ses olan Segah perdesine inilirse, dizi bu kez de Hüzzam olur. Seyir yapilirken genellikle bu perdede kalis gösterilir
13) KÜRDİ MAKAMI
a. Durak : Dügah perdesidir b. Seyir : Çıkıcıdır
c. Dizi : Yerinde Kürdi Dörtlüsüne, Neva perdesi üzerinde bir Buselik Beşlisinin eklenmesiyle meydana gelir. d. Güçlü : Neva perdesidir e. Yeden : Rast perdesidir f. Donanim : Si küçük mücennep bemol

Bakiye - Tam - Tam - Tam - Bakiye - Tam - Tam
Dizinin Seyri : Kürdi makamı, ağır yapılı bir makam olduğu için az kullanılmış makamlardan biridir. Makamın seyrine genellikle Kürdi dörtlüsü sesleriyle başlanır. Neva perdesinde asma kalış

2426
0
0
Yorum Yaz